resim
ALLAH HEP GÜLDÜRSÜN VATAN MİLLET YOLUN’DA

ALLAH HEP GÜLDÜRSÜN VATAN MİLLET YOLUN’DA

SEÇER CUMHURBAŞKANI ÇAĞIRSIN “BİR DAHA GİDERİM”

SEÇER CUMHURBAŞKANI ÇAĞIRSIN “BİR DAHA GİDERİM”

HELAL SANA SEÇER : GENEL İKTİDAR’DAN İSTEDİKLERİNİ ALMAYA BAŞLADI

HELAL SANA SEÇER : GENEL İKTİDAR’DAN İSTEDİKLERİNİ ALMAYA BAŞLADI

TARSUS SİYASETİNDE DEVRİM DÜŞMANIMIN DÜŞMANI BENİM DOSTUMDUR..

TARSUS SİYASETİNDE DEVRİM DÜŞMANIMIN DÜŞMANI BENİM DOSTUMDUR..

CUMHURBAŞKANI “AHI OLANLARIN ÜZERİNE NE SİYASET NE DE HİZMET İNŞA EDİLİR!”

CUMHURBAŞKANI “AHI OLANLARIN ÜZERİNE NE SİYASET NE DE HİZMET İNŞA EDİLİR!”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ayasofya’yı asli künyesine sokmamız lazım
  • Ana Sayfa » Türkiye
  • 30 Mart 2019 - 11:13:00
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ayasofya’yı asli künyesine sokmamız lazım

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT ortak yayınında soruları yanıtladı. AK Parti İstanbul Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım ile İstanbul’da 39 ilçenin belediye başkan adayları da programda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşlik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, broşür dağıtan Yusuf’a tepki gösteren kişiyle ilgili “Yusuf’un yaptığı, o provokatör kadına ve onun temsil ettiği zihniyete verilen bir ahlak dersidir. Tam bir […]

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT ortak yayınında soruları yanıtladı. AK Parti İstanbul Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım ile İstanbul’da 39 ilçenin belediye başkan adayları da programda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşlik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, broşür dağıtan Yusuf’a tepki gösteren kişiyle ilgili “Yusuf’un yaptığı, o provokatör kadına ve onun temsil ettiği zihniyete verilen bir ahlak dersidir. Tam bir ahlak dersi verdi.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya camii hakkında ise, “Ayasofya müze midir? Cami midir? Önce bunu çözmemiz lazım. Müze statüsünü Ayasofya yeni kazanmıştır. Önce bir defa Ayasofya’yı o asli künyesine sokmamız lazım. Nedir? Camidir. Bunu bir defa halletmemiz lazım.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ayasofya’yı asli künyesine sokmamız lazım

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir  Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım ve 39 ilçenin belediye başkan adaylarıyla  TRT ortak yayınına katılarak, soruları yanıtladı.

Erdoğan, 59 il ile 29 ilçede mitinge katıldığını, mitingleri 35 ilçe  ile tamamlayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul Büyükşehir Başkan Adayı Binali  Yıldırım,Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Özhaseki, İzmir  Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nihat Zeybekci başta olmak üzere tüm belediye  başkan adaylarının yoğun bir performans ortaya koyduklarını belirtti.

Cumhur İttifakı olarak çok farklı bir performans izlediklerini dile  getiren Erdoğan, “Çünkü çalışmazsak netice almak da mümkün değil. Hele hele bir  beka meselesi gündemde olunca bu beka meselesinde de bunu millete iyi anlatmak ve  neticesini de buna göre koparmamız lazım.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhur İttifakı’nın karşısında zillet-illet ittifakının bulunduğunu  ifade eden Erdoğan, Cumhur İttifakı adına seçimlerin hayırlı bir neticeyle  sonuçlanacağına inandığını kaydetti. Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bunun karşısında da Cumhur İttifakı olarak bizim güçlü bir çıkış  yapmamız lazım. Bu yerel seçimleri de kesinlikle Cumhur İttifakı’nın lehine  çevirerek, özellikle de 1 Nisan’dan itibaren Türkiye’ye yeni bir güne çıkmamız  lazım. Çünkü bir tanesi diyor ki, ‘Bu bir intikamdır’ diyor. Bunun herhalde bir  yerlerden zoru var. Bütün bunlar karşısında biz tabii vakur bir şekilde yolumuza  devam ederken bunların ‘intikam’ gibi ifadeler kullanması, öbür taraftan  yalanlarla dolu bir kampanya sürdürmeleri, bunlar bize yakışmazdı. Biz bu yollara  da tevessül etmeden, işi kararlı, ciddi ama yoğun çalışmayla sürdürdük ve  projelerimizi anlattık.

Proje bazlı bir çalışmayı bütün belediye başkanı arkadaşlarım,  büyükşehirler olsun, tüm ilçe belediye başkanlarımız olsun, yapacaklarını  anlattılar. Yapacaklarını anlatmak suretiyle de milletimizin onayına bunu  sundular. Ben de bu bakımdan pazar akşamının inşallah Cumhur İttifakı olarak,  partimiz olarak çok hayırlı bir neticeyle sonuçlanacağına inanıyorum.”

“Çanakkale geçilmez ifadesi İstanbul içindir”

İstanbul’un tarihi itibarıyla payitaht, uluslararası camiada gıpta ile  bakılan bir kent olduğuna vurgu yapan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Biliyorsunuz kimler İstanbul’u kendi strateji kayıtlarına almadı ki,  kimler bu stratejik kayıtlar içerisinde İstanbul’u hedef göstermedi ki. Ama tabii  bizim İstanbul’la ilişkimiz ise Sevgili Peygamberimizin müjdesine dayalı olandı.  Onun için 1453 çok anlamlıdır. Bizim için 1453 ne kadar anlamlıysa bunun  karşısında olanlar, işte Gezi olaylarında yaşadık ya, ‘Zulüm 1453’te başladı’  diye duvarlara yazanlar vardı ya, işte bunlar da aynen haçlı zihniyetinin  Türkiye’de, yani içimizdeki uzantılarıdır. Bu denli İstanbul önemlidir.

En son Çanakkale, bu mücadele niye verildi? Çanakkale’deki hedef  neresiydi, Çanakkale miydi? Hayır. Çanakkale’yi aşıp İstanbul’a gelmekti,  İstanbul’a girmekti. Ama Gazi Mustafa Kemal’in liderliğinde, o zaman ‘Hey 15’li  15’li’ meselesinde, o 15 yaşındaki yavrular, kınalı kuzular, hepsi tıp  öğrencileri vesaire, asker yok, beklenen sayıda böyle bir şey yok, teknoloji ise  hepsi düşman kamplarının içerisinde ve Seyit Onbaşı gibi birçok kendini o yola  vakfeden Mehmetimiz, Mehmetçiklerimiz işte Çanakkale’de onlara geçit vermediler  ve Çanakkale’nin sularına onları gömdüler ve İstanbul orada adeta virgül değil,  noktayı koydu. Ve Çanakkale geçilmez… İşte o ‘Çanakkale geçilmez’ ifadesi  İstanbul içindir, Karadeniz için değil.”

Erdoğan, “Orada da bu işi başaramadılar fakat iş bitti mi, bitmedi.  İşte 16 bin 500 kilometreden Yeni Zelanda buraya geldi. Avustralya buraya geldi.  Niye geldiler? Neydi dertleri? İstanbul. Onun için İstanbul bizim için çok  önemli. Bakın onlar hala İstanbul demiyor, Konstantinopol diyor. Ve şimdi bu şuur  içerisinde evlatlarımıza bir defa İstanbul’un bu gerçek durumunu, o manevi  konumunu çok iyi anlatmamız lazım. Yani oturduğun bu şehir rastgele bir şehir  değil. Bu şehrin farklılığı var. Biz de bu sevda ile bu doğduğumuz şehre aşık  olduk. Benim doğduğum, büyüdüğüm İstanbul’un müstesna yerleri değildi. Ben  Kasımpaşa’nın bir kenar köşesinde doğdum. Onun da tarihi itibarıyla önemli bir  yerdi ama çünkü bütün Osmanlı ordularının okçularının yetiştirdiği yerin hemen  kenarında olan bir mahallede doğdum, o mahallede büyüdüm. İki odalı kirada  oturduğumuz bir evde büyüdük. Oradan geldik.” diye konuştu.

“Kimisi gökten zembille inmiş, kimisi farklı şekilde…”

Binali Yıldırım’ın aslında Kasımpaşalı olduğuna işaret eden Erdoğan,  “O tabiiErzincan‘dan çıktı oraya geldi. Ben doğdum, büyüdüm oradayım. Daha sonra  yollarımız bu davada birleşti, bütünleşti. Beraber bu yolda yine yolculuğumuz  devam etti. Tabii 40 yıllık bir siyasi geçmişim var. Siyasette şu andaki bu  siyasi partilerin başında olanların hiçbirinin böyle gençlik kollarından yetişip  öyle buralara kadar geleni yok. Hiçbirisinin alakası yok. Kimisi gökten zembille  inmiş, kimisi farklı şekilde dolaylı yollardan gelmiş. Biz ise gençlik  kollarından itibaren siyasetin içinde yetişmiş, büyümüş… Ve bunun da ilk  başladığım yer Kasımpaşa. Beyoğlu Gençlik Kolları’nda başladık, ondan sonra  İstanbul derken, Merkez Karar Yürütme filan vesaire yürüdük. Ve tabii Beyoğlu  Belediye Başkanlığı seçimleri ilk adımdı, 89. Ondan sonra 94, büyükşehir belediye  başkanlığı. Zaten büyükşehir belediye başkanlığı adımını attığımız andan itibaren  İstanbul’a olan aşkımız orada tescillendi.” şeklinde konuştu.

Erdoğan, İstanbul’a yapılması gerekenin en idealini, en güzelini  yapmak için bir yarışın, bir mücadelenin içine girdiklerini ifade etti. O zamanki  tüm ilçe belediye başkanlarıyla el ele verdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı  Erdoğan, şöyle devam etti:

“Çok farklı bir şekilde, dünyadaki yapılanları da yerlerinde incelemek  suretiyle bu adımı attık ve İstanbul’a çok kısa bir zamanda, çünkü benim işte 4,5  yıl gibi İstanbul’daki belediye başkanlığım var. Ama o 4,5 yıla gerçekten çok çok  ciddi yatırımlar sığdırdık. Ben o zaman 2,5 milyar dolar borçla İstanbul  Büyükşehir Belediyesini devraldım. Bıraktığımda yaptığım yatırımlar bir kenara 1  milyar 250 milyon dolarla borç olarak bıraktım. Fakat yatırımlarımızın rakamsal  olarak boyutu tarif edilemeyecek kadar büyüktü. Çünkü bir şeye inanıyorduk.  Başarıda insan yönetimi, bilgi yönetimi, finans yönetimi çok önemli. Bu üç şeyi  başardığınız zaman zaten gerisi geliyordu. Ve biz de bu yatırımlarla beraber  hakikaten İstanbul’u o 4,5 yılda bir defa ulaşım altyapısından tutun da, üst  yapıda yaptığımız yatırımlara ki dedik ki biz deniz taşımacılığına da İstanbul’da  önem vermemiz lazım. O zaman Binali Bey’i İstanbul Deniz Otobüslerinin başına  getirdik. Ve dışarıdan ithal ettiğimiz deniz otobüsleriyle beraber deniz  taşımacılığında da İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak çok ciddi adımlar  attık.”

Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanı olduğu dönemde öncelikle kenti  CHP’nin tanımı olan çöp, çukur ve çamurdan kurtarmaları gerektiğini söyledi.

Yaptıkları çalışmalarla İstanbul’u bir yılda çöp yığınlarından  kurtardıklarını belirten Erdoğan, şunları anlattı:

“O ara ‘Habitat II’ toplantısı vardı İstanbul’da. Ve Habitat II  toplantısı şu andaki Cemal Reşit Rey‘in olduğu konseptin içerisinde yapıldı ve  sonuç bildirgesinin içerisine dünyanın en temiz şehri olarak İstanbul girdi. Bu  çok manidardır. Bu kadar kısa sürede alıyorsunuz, bu temizlik olayını, çöp  olayını hallediyorsunuz ve hatırlarsanız o zamanlar da maske dağıtıyordu o zaman  ki Sabah gazetesi. Bu maske dağıtımıyla hava kirliliğinden vatandaşı korumak  istiyorlardı. Biz süratle buna da el attık. Tabii 50 bin haneye CHP yönetimi,  Sayın Sözen, o zaman doğal gaz verebilmişti. Ama ben belediye başkanlığını  bıraktığımda 1 milyon 250 bin haneye bir doğal gazı verdik. Şu anda büyükşehir  belediye başkanımıza sordum, ne kadar dedim, şu anda da 5 milyon 350 bin haneye  İstanbul Büyükşehir Belediyesi doğal gazı vermiş durumda. Demek ki İstanbul’da şu  anda hava kirliliği yoksa bunun sebebi de bu.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un o dönemdeki bir diğer önemli  meselesinin su olduğunu, çözüm için Istranca Dağlarından İstanbul’a su  getirilmesi gerektiğini dile getirdi.

İşin Ömerli ve Terkos kanadı olduğunu, dağları yaklaşık 140 kilometre  delerek İstanbul’a suyu getirdiklerini vurgulayan Erdoğan, şunları anlattı:

“Anadolu Yakası’nda da Melen’den 180 kilometre, oradan ayrıca  İstanbul’a suyu getirdik. Fakat bir de sağ olsun Veysel Eroğlu, o zaman İSKİ  Genel Müdürümüz oydu. Bir de bunun deprese edilmesi lazım, yani olur ya Anadolu  Yakası’nda sıkıntı olursa bunu Avrupa‘dan takviye edelim, Avrupa’da olursa  Anadolu Yakası’ndan… Ve bununla ilgili olarak da Boğaz’ın altından, içinden o  zaman ki Renault aracının geçeceği çapta büyük borular oraya yerleştirildi. Şu  anda mesela herhangi bir sıkıntı olsa buradan deprese edilecek şekilde sistem o  noktada hazır. Ve biz hatta o zaman Renault  araca bindik, oradan da geçerek,  ‘hakikaten böyle mi ya, bunu bir görelim’ dedik. Bunu da yaşadık. Böylece su  konusu da çözülmüş oldu. Bunların aşılmasıyla birlikte İstanbul’da önümüze yeni  bir ufuk, o da tabii ki özellikle bu Kiptaş konusunda konut meseleleri bunları  girdik.”

İstanbul için önemli adımlar attıklarına değinen Erdoğan, “Mesela  herkes basite alır, çok hafif bir şey gibi görür. Hatırlarsanız İkarus otobüsleri  vardı. Bu otobüslerin içerisinde seyahat etmek zaten insanı adeta çıldırtırdı.  Çünkü o zamanlar garajlarda filan, o koltuklar, oturma yerleri filan mazotlu  bezlerle falan silinirdi. Kokudan durulmaz, havalandırma sistemleri yok, klima  sistemleri filan yok. Dedik ‘İstanbul’a bu yakışmıyor’. Ve biz İstanbul’umuza ilk  defa Mercedes otobüslerini biz soktuk. Şu anda yanılmıyorsam herhalde 6 binin  küsur İstanbul’da Mercedes otobüs var. Bir de tabii sağ olsun bizden sonraki  arkadaşlar işte şimdi bu metrobüs olayını getirdiler. Onunla beraber olay çok  daha ileri bir safhaya geldi. Ve şimdi o da tabii işi çok daha kolaylaştırdı.  Çünkü raylı sistemde yatırım biraz daha uzun sürüyor. Ama lastikli sistemde çok  daha çabuk güzergahlar yapılabiliyor, hem de bunun yanında maliyetleri çok daha  ucuz.” diye konuştu.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Benim görebildiğim kadarıyla şu anda bu dörtlü mekanizma aslında yani  bir belediyecilik anlayışıyla veya ortaya biz projelerimizi koyalım, projeye  dayalı bir belediyecilik anlayışıyla çalışmıyor. Onlar ideolojik bir mekanizmaya  oy toplamanın gayreti içerisinde. Ve nitekim ülkemizde maalesef bakıyorsunuz bir  etnik yapı üzerinden oy toplama zihniyeti var. Bir diğer tarafından bölgesel  milliyetçilik açısından oy toplama gayretleri var. Bunlar kendine göre bir prim  de yapıyor. Bir de babadan evlada geçme particilik zihniyeti var. O da kendine  göre bir rantı var. Ama AK Partibelediyeciliğinde ise biz diyoruz ki, biz  eserlerimizle konuşuruz ve eserlerimiz için halkımızdan oy istiyoruz.”

İstanbul’un sıradan bir şehir olmadığını belirten Erdoğan, bu nedenle  Binali Yıldırım’ı aday gösterdiklerini söyledi.

Binali Yıldırım’ın Büyükşehir Belediyesinin işlerinin yanı sıra 39  ilçeyi de koordine edeceğini kaydeden Erdoğan, “Birinci derecede bizim AK Partili  belediye olarak Cumhur İttifakı olarak ne kadar belediye alırsak bu  belediyelerimizin koordinasyonunu özellikle Büyükşehir Belediye Başkanımız yapmak  suretiyle farklılığını ortaya koyup hizmette de kendini gösterecek.” ifadesini  kullandı.

Binali Yıldırım’ın, İDO Genel Müdürlüğü ile Büyükşehir Belediyesine  yabancı olmadığını, Ulaştırma Bakanlığı ile altyapı ve üstyapıda çok ciddi manada  tüm Türkiye’ye hizmetler yaptığını, Başbakanlık göreviyle geneli kapsayan  icraatları olduğunu, son olarak da TBMM Başkanlığı ile uluslararası anlamda bir  birikime ve tecrübeye sahip olduğunu aktaran Erdoğan, “Bir de tabii bir başka  durum var. Nedir o? Dünyayı tanımak, dünyada tanınmak. Şimdi karşı tarafta yani  CHP’nin çıkardığı aday, bu özelliklerinden hiçbirine sahip değil ki. İstanbul  Beylikdüzü’nde belediye başkanlığı yapmış. Tamam da kardeşim İstanbul burası. Bu  bir ilçe belediyesi değil, sıradan bir yer değil. İstanbul’u emanet edeceğimiz  yerin bir farklılığı var. Aynı zamanda bir büyükşehir statüsü var. Deneyim,  burada çok çok önemli, tecrübe çok çok önemli.” diye konuştu.

“CHP’nin çıkardığı aday, senet mafyası gibi çalışıyor”

Aynı durumun Ankara için de geçerli olduğunu söyleyen Erdoğan, şöyle  devam etti:

“Ankara’da Mehmet Özhaseki… Sıradan bir belediye başkanı değil. Beş  dönemKayseri‘nin belediye başkanlığını yapmış, 25 sene. Ardından milletvekili ve  Çevre Şehircilik Bakanlığı ki Çevre Şehircilik Bakanlığı belediyeciliğin bir üst  limitidir. Çünkü belediyelerin yaptığı veya yapması gereken şeyleri Çevre ve  Şehircilik Bakanlığı yapıyor. Bir belediye zaten Çevre ve Şehircilik  Bakanlığı’nın ruhunda olanı onların da yapması gerekiyor. Daha sonra yeni yönetim  sistemi olunca, bu defa Mehmet Bey’i Mahalli İdarelerden Sorumlu Genel Başkan  Yardımcısı olarak yanıma aldım. Şimdi tabii Ankara için de ne olur dediğimizde,  Ankara’ya dedik ki ancak böyle bir belediye başkanı yakışır dedik. Mehmet Bey’i  de orayı gösterdik. Karşısına CHP’nin çıkardığı aday, o da senet mafyası gibi  çalışıyor. O da ortada. İzmir’e yine aynı şekilde, oraya da yine hem büyükşehir  belediye başkanlığında deneyimi, tecrübesi olan iki dönemDenizli‘de daha sonra  milletvekili ve Ekonomi Bakanlığı yapmış bir arkadaşımızı, o da orada gerçekten  çok farklı bir şu anda fonksiyon icra ediyor. Şimdi böyle bir özellikle Ankara,  İstanbul, İzmir, bunu bu şekilde çerçeveledik ve bu şekilde bu adımlarımızı  atalım istedik.”

“Halkımızın bu seçime katılımını teşvik ediyorum”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlere katılım konusundaki soru üzerine, “Bu  seçimlerde bence anket firmalarının hepsi iflas edecek. Şu anda bizim çok sayıda  anket firmalarıyla gerek belediyelerimizin gerek bizim bazı çalışmalar var,  bakıyoruz ki birbirinden o kadar uzak neticeler önümüze geliyor ki belli ki  bunların hiçbirisi bir şeyi tutturamayacak. Ya bunlar tamamıyla bu işi sipariş  üzere yapıyorlar ya birbirleriyle denekler üzerinde ayrıca çalışmaları var. Tabii  bunlar olduğu zaman sağlıklı netice ortaya çıkması da mümkün değil. Bu bakımdan  şu andaki görüntü, bilmiyorum biz tabii yüzde 85, hatta 86 gibi katılımları  Türkiye gördü. Bunu dünyada pek gören ülke yok. Bu konuda Türkiye örnek, böyle  bir durumu var. Bu seçimde bu olur mu olmaz mı? Ben şimdi konuşmalarımda katılıma  özellikle vurgu yapıyorum. Halkımızın bu seçime katılımını teşvik ediyorum. Çünkü  bu katılımı sağlayacağız ki inşallah seçim neticeleri üzerinde çok daha farklı  bir etki doğuralım.” değerlendirmesinde bulundu.

Demokrasinin yerelde başladığına işaret eden Erdoğan, “Özellikle  büyükşehirlerde, 30 büyükşehirde yapılacak olan seçim ve katılım, çok çok önemli.  Halkımızın da bu seçimlere katılımı bizler için büyük önem arz ediyor. Şu anda  meydanlardaki dile bakarak değerlendirirsek, meydanların dilini önemseyen bir  liderim, ben katılımın yüksek olacağına inanıyorum. Çünkü meydanlar çok iyi.”  ifadelerini kullandı.

İlçe ve şehir mitinglerinin muhteşem geçtiğini aktaran Erdoğan,  “Bunlar gösteriyor ki şu anda halk artık bu işi tam manasıyla hazmetmiş, inanmış  ve kendini pazara hazırlıyor.” dedi. Erdoğan, vatandaşlardan sandığa katılmayı  ihmal etmemelerini, sandığa gitmeyenleri de ikna etmelerini istedi.

“Sandığa gittiğinde seçmen, özellikle AK Parti’nin hitap ettiği seçmen  eli başka bir partiye oy vermez mi diye düşünüyorsunuz?” şeklindeki soruya ise  Erdoğan, “İnşallah.” karşılığını verdi.

“Trenden inen bir daha binemez”

“(Bu seçim cezalandırma seçimi değil, Milletimi üzeni ben de üzerim)  sözlerinizi açar mısınız?” şeklindeki soruyu ise Erdoğan, şöyle yanıtladı:

“Bakıyorsunuz bazıları, diyelim ki aday yapmadınız, aday yapmadığınız  kişi gidiyor olmayacak bir siyasi partiden aday oluyor. Yeter ki ben aday  olayım… Şimdi bunları il vermeyeceğim, gördüğümüz zaman, bunlara bir sinyal  vermemiz lazım. Hep söylediğim bir ifade var, bu trenden inen bir daha bu trene  binemez. Bunu da geçmişte çok yaşadık. Bakıyorsunuz bizim partimizin elemanı,  ayrılıyor. Belli bir süre geçiyor, yönetemiyor orayı, kazanıyor seçimi de  gidemiyor, tekrar dönmek istiyor. Tekrar dönmek istediği zaman da ister istemez  teşkilatımız diyor ki bu bize ihanet etti dolayısıyla bunu ne olur almayalım. O  da haklı. Niye? Çünkü bizim partimiz sıradan parti değil. Biz partimize bir dava  olarak bakıyoruz. Dava olarak baktığımız için de davaya ihanet edenin tekrar  orada yer alması olacak bir iş değil. Çünkü bu defa ter döken, her şeyini oraya  veren, çünkü bu bir yerde de siyasi ahlak meselesi, siyasi ahlaktan ödün vermeye  başladığımız zaman, bu işin kaderi üzerinde teri olanlar, işte o küskünler  dediğimiz olay, bunu doğurur. Biz şimdi bunları artık doğurmayalım diyoruz, artık  küskünler ordusu meydana gelmesin. Böyle şeyler olmuşsa sizler de affedici  olacaksınız, bağışlayıcı olacaksınız.”

Erdoğan, karşılarında sıradan bir blok olmadığını anlatarak, “Bir  tarafta bu ülkenin tarihinde kara lekeleri olan bir CHP var, onun yanında  Kandil’in desteklemiş olduğu malum siyasi parti var, öbür tarafta içi  karmakarışık bir İYİ Parti var. Bir de yanında birSaadet Partisi var. Dörtlü bir  mekanizma. Bu dörtlü mekanizmaya karşı da bizim dikkatli olmamız lazım. Buraya  sen gönlünü vermişsen bir dava adamıysan davada da küslük olmaz. Şunu da  bileceğiz ki iman varsa zafer kaçınılmazdır.” değerlendirmesini yaptı.

“Meydanlar da güzel ama…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atakule’de gençlerle buluştuğu, Twitter,  Facebook veInstagram gibi sosyal medya platformlarından canlı yayımlanan  programa ilişkin soru üzerine ise gençliğe olan güveninin daha da arttığını  söyledi.

Ankara dışından da katılımların olduğunu belirten Erdoğan, gençlerin  ülke sorunlarına ilişkin görüşlerini ortaya koyduğunu, sordukları sorularda  kararlılığı ve ciddiyeti gördüğünü ifade etti.

Etkinlikte birlikte döner yediklerini de hatırlatan Erdoğan, “Oradaki  muhabbetimiz daha da koyulaştı. Tabii rakamlar geldi. Hakikaten rakamlar da çok  çok ciddi rakamlardı. Mesela Twitter’da 2 milyon 100 bindi. Facebook‘ta 770  bindi. Instagram’da 530 bin. Toplamda 3 milyon 400 bin ama televizyonlarda  RTÜK’ten aldığımız rakam 10 milyon 700 bin. Çünkü frekansı önce vermemişti  arkadaşlar, daha sonra frekans istendi. Frekans verildikten sonra bir anda zirve  yaptı. 10 milyon 700 bin televizyonlarda oldu. Bu tabii hakikaten bizim için  gençlerin bir bereketi oldu ve şunu gösteriyor ki bundan sonraki süreçte aslında  burayı ihmal etmemek lazım. Bunun üzerinden gitmekte çok daha büyük fayda var.  Meydanlar da güzel ama bu tabii çok daha müessir.” diye konuştu.

Erdoğan, Üsküdar’da da Nevmekan’daki gençlerle buluşma programının da  çok iyi geçtiğini dile getirdi.

“Yusuf, siyasi ahlak dersi verdi”

Pendik’te AK Parti broşürü dağıtırken kendisine tepki gösteren Mine  K’ye karşı kibar tavrıyla dikkati çeken Yusuf Özoğul’a ilişkin görüntülerin  izletilmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, konu hakkındaki görüşlerini dile  getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Maşallahı var… Meral Hanım’ın yandaşları bu ama öbür tarafta  Yusufumuzun duruşu bu. Kaldı ki Yusuf’un da bugün bir defin olayı vardı.  Yanılmıyorsam amcası rahmetli oldu Bayburt‘ta onun cenazesine gitti. Arkadaşlar  da onu bu akşam buraya davet ettiler, bu akşam da çıktı buraya geldi. Şimdi bir  şey var, o partisinin, mensubu olduğu partinin bir defa broşürünü dağıtıyor. Bu  bizim gençlik yıllarında yaptığımız şey. Ben tabii Yusuf’u bu sebepten gerçekten  şahsım, partim, milletim adına kutluyorum. Demek ki lise mezunu da olarak bizim  böyle gençlerimiz var ve Yusuf’un yaptığı, o provokatör kadına ve onun temsil  ettiği zihniyete verilen bir ahlak dersidir. Tam bir ahlak dersi verdi. Bundan  tabii Bayan Meral’in de ders alması lazım. Senin yandaşların bunlar ama öbür  tarafta işte Yusuf, o da bu. Alırsın almazsın, olayı makarnaya niye getiriyorsun?  Makarna işi AK Parti’nin işi değil ki makarna işi CHP’nin işi. Milleti onlar  ‘göbek kaşıyan’, ‘makarnacılar’ diye yaftalayanlar onlar. Bizim parti olarak  belediyelerimiz olarak biz her yerde fakir fukaraya, garip gurebaya her türlü  yiyecek, içecek, giyecek bugüne kadar dağıtmışızdır bundan sonra da dağıtırız. Bu  bizim sosyal belediyecilik anlayışımızın gereğidir.”

Bu anlayışın manifestolarında da yer aldığını kaydeden Erdoğan, “Onlar  bu işlerden anlamazlar. Bunu kalkar Meral Hanım okşar, ‘Sen iyi cevap verdin’.  Yusuf da ona bir siyasi ahlak dersi verdi. Elhamdülillah bizim demek ki  Yusuflarımız var. O da Yusuf olarak hangi Yusuf’un izinden gittiğini biliyor.  Onun için gözlerinden öpüyorum.” şeklinde konuştu.

Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan’ın 15 Temmuz gecesi  konuşmasına ilişkin soru üzerine Erdoğan, darbe girişimi gecesi yaşananlara  değindi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun saat 23.15’te Atatürk  Havalimanı’na indiğini hatırlatan Erdoğan, “Oradan, FETÖ’cüler tankların  arasından bunu alıyorlar ve Bakırköy Belediye Başkanının evine gönderiyorlar. Biz  01.15’te oraya indiğimizde on binler orada. 16 saat yaklaşık ben orada kaldım.  Valimiz, 1. Ordu Komutanımızla beraber süreci yönettik. Bunların genel başkanı  tankların arasından kaçıp Bakırköy’e giderse, onun arkasından gelenlerin de kadeh  tokuşturması ve bu şekilde eğlenerek geçirmesi çok da anormal değil. Bunlar şimdi  ortaya çıkıyor, biz de bunları takip edeceğiz. Şimdi bu adam Edirne‘de yine  belediye başkan adayı. Bunlardan bu vatana fayda gelmez. Bu Kılıçdaroğlu’nun ilk  hatası değil ki, kim bu Adalar‘da belediye başkan adayı? Adayı, İstiklal Marşı‘nı  okumuyor. Bundan insan kendine bir çekidüzen vermez mi? Şu anda HDP’liler  kongrelerinde İstiklal Marşı’nı okumazlar, hatta bayrağımızı bile asmazlar. Bay  Kemal, bunlarla ortaklık yapıyor. Bunlarla ortaklık yapan kişiler, Türk siyasi  hayatına yön verebilir mi? Bunu bizim vatandaşımıza anlatmamız lazım. Bizim  önümüzde kimler var, bunları görmemiz lazım.” diye konuştu.

Söz konusu belediye başkanının AK Parti’ye girmeye tevessül ettiğini  dile getiren Erdoğan, “Belediye başkanlığı döneminde bize geçme teşebbüsü oldu.  Arkadaşlarımız, ‘Bu adamın böyle böyle olumsuz yönleri var, bu bize yakışmaz’  dediler. Bunun üzerine biz de, ‘Bunu yaklaştırmayalım’ dedik. FETÖ’cülerin  şerefine kadeh kaldırıyor adam düşünün. İstikametini kaybetmiş, Genel Başkanı da  zaten Bakırköy Belediye Başkanının evinden çay, kahve içerek izliyor.  Birbirlerinden farkı yok, al birini vur öbürüne.” değerlendirmesinde bulundu.

“Ekonomiyi belediyeler değil, merkezi yönetim yönetir”

Erdoğan, seçim öncesinde ekonomi alanında görülen gelişmelere dikkati  çekerek, “Genel seçimin öncesinde bu tür adımların atıldığını artık benim  milletimin tefrik etmesi lazım. Bir yerel seçimin öncesinde bu tür ekonomik  türbülanslar meydana getirilmeye çalışılması eğer güçlü bir iktidar varsa,  bunları zaten rahatlıkla savuşturur. Yerel seçim öncesinde bu yola tevessül  etmeleri, kendilerinin ne kadar bu işten uzak olduklarını, bu işi anlamadıklarını  ortaya koydu. Bir anda ters köşe oldular. Son hazırladıkları bir raporla şunu  söylediler; ‘Seçimlere son bir ay kalaya kadar raporlar çıkabilir ama bir ay  içerisinde bir daha rapor yayınlamayacağız.’ Bunu açıklamak durumunda kaldılar.  Bu da şunu gösteriyor, Türkiye Cumhuriyeti bu konuda güçlenmiş ve güçlenmenin  yanında da artık bu şeyleri yutmuyor. Ziraat Bankası‘nın bu noktada bugün aldığı  netice bunun bir sendikasyon olarak bir göstergesi. Demek ki bankalarımızın gücü  da bu noktada çok çok ileri bir konumda. Amerika‘nın dünyayı adeta söğüşleyen  mekanizmaları da bu işlerin tutmadığını, bunun artık yutulmadığını gösterdi.”  ifadelerini kullandı.

“Bu süreci, Hazine ve Maliye Bakanlığımız ve diğer arkadaşlarımız  gayet güzel bir şekilde atlattılar.” diyen Erdoğan, şunları söyledi:

“Enflasyon da her ne kadar yavaş yavaş da olsa geriliyor. Politika  faizinde Merkez Bankası‘nın belli bir duruşu var. Kurlarda olumlu gelişmeler şu an başladı. İdeal bir konumda olmasa da ılımlı bir sinyal ortada. Bunun  da aşılacağına inanılıyor. Bir gerçeği buradan milletime duyurmak isterim, bu bir  yerel seçim. Yerel seçimde kim kazanırsa kazansın Türkiye’de ekonomiyi  yönlendirebilecek mi, ellerinde böyle bir inisiyatif var mı? Yönlendirecek olan  kim, şahsım ve kabinem. Biz yönlendireceğiz. Bunlar öyle bir anlatım içine  giriyor ki sanki yerel yönetimde aldıkları netice ile Türkiye’nin ekonomide  geleceğini tayin edeceklermiş gibi bir havaya giriyorlar. Böyle bir şey söz  konusu değil. Onlar bir defa aldıkları belediyeleri yönetebilme kabiliyetini  ortaya koysunlar yeter. Onu başaramayacaklar, personel maaşını ödesinler yeter.  Muhalefet belediyelerinde borçlar almış başını gidiyor. Devlet bankalarının  dışındaki bankalardan bunlara birçok el koymalar gelirse şaşmayın. Durumları iyi  değil. Ekonomiyi belediyeler değil, merkezi yönetim yönetir. Biz HDP’li  belediyelere bile hizmet götürdük.”

İzmir’in su sorununu da bu şekilde çözdüklerini aktaran Erdoğan, bu  konuda en iyi açıklamayı Binali Yıldırım’ın yapacağını belirterek, sözü kendisine  verdi.

Yıldırım ise iktidara geldiklerinde İZBAN’ın felaket bir halde  olduğunu vurgulayarak, “Sayın Cumhurbaşkanımız, ‘Hizmette siyaset olmaz. Biz bunu  yapalım, İzmir’in buna çok ihtiyacı var’ dedi. 4’te 3’ünü Demiryolları karşıladı,  4’te 1’ini de belediye karşıladı.Yüzde 50-50 ortaklıkla yapıldı, İZBAN diye bir  şirket kuruldu. Şu anda İzmir’in toplu taşımasının bel kemiğini oluşturan yegane  hat bu. Şimdi Torbalı ve Selçuk’a kadar uzatıldı. Bergama kısmı da bittiği zaman  Avrupa’nın en uzun sürekli hattı haline geliyor. İZBAN olmasa İzmir’de toplu  ulaşım felç.” dedi.

Erdoğan, Ulaştırma Bakanlığı devreye girmese İzmir Belediyesi’nin bunu  yapabilecek güçte olmadığını söyledi.

“Yatırımcı terörün olduğu bölgeye gelmiyor, girmiyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim öncesinde millete vereceği en önemli  mesajın terörle ilgili olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin şu anda bir numaralı baş belası diyeceğimiz konu terör.  Yatırımcı terörün olduğu bölgeye gelmiyor, girmiyor. Bu noktada Türkiye’de Doğu  ve Güneydoğu bölgelerinde özellikle terör nedeniyle yatırım yapmak isteyen,  oranın evlatları dahi yatırım yapmaktan kaçınıyor. Bizim o bölgelere verdiğimiz  yüksek teşvikler var. Seçim sonrası çok farklı bir çalışmaya gideceğiz. Bunlar şu  anda bizim portföyümüzde var. Adam yatırım yapacak ama ‘Orada terör ile karşı  karşıya kalırsam ne olacak? ‘ diyor. Biz de onlara diyoruz ki, ‘Biz burada size  her türlü desteği vereceğiz. Yeter ki sen yatırımını gel burada yap.’  Bu konuyla  ilgili olarak bu portföyü hızlandıracağız. Bizim stratejik yatırımlar konusunda  büyükşehirlerimizde adeta 6. bölgedeki teşviklerimiz nelerse aynı imkanları  tanıyoruz. Yatırımcıları çekmek için yoğun bir faaliyetin içine seçimden sonra  gireceğiz. Artık önümüzde sıkıntılı bir dönem yok. 4,5 yıl önümüz rahat,  huzurluyuz, genelde de yerelde de. Çok farklı bir sürecin içerisine giriyoruz.  İstihdamda çok ciddi imkanlar doğacak. Bunların hepsi şu anda masamın üstünde.”

Erdoğan, yatırımların artmasıyla beraber neticelerin de alınacağını  dile getirerek, altyapıda da bazı adımların atılacağını söyledi.

Kanal İstanbul, 3 katlı tüp geçit gibi projelerde taliplerin hazır  olduğunu anlatan Erdoğan, “Şimdi onlar geleceği görmek istiyorlar. Seçimden sonra  bunu görecekler. Görmenin yanında… Bu belediyeden kaynaklı bir şey değil. İşi o  belediyeyle yapmayacak. İşi merkezi yönetimle yapacak. Dolayısıyla biz de bu  adımlarda ‘Hadi bakalım başlayın.’ diyeceğiz. Adımları bunlarla beraber atacağız.  Üzerinde duracağımız konu yatırımlar konusu. Yatırım olursa üretim olur. Yatırım  olmazsa üretim olmaz. O oldu mu istihdamı getirir. Bunları bizim yakalamamız  gerekir. Bay Kemal yatırımdan bahsetmeden üretimden bahsediyor. Yatırım olmazsa  üretim olur mu? Önce yatırım olacak ondan sonra üretim ve üretim de istihdamı  getirmiş olacak.” diye konuştu.

Erdoğan, istihdamı da mevsimsellikten kurtarmaları gerektiğine dikkati  çekerek, yaz mevsiminin de gelmesiyle turizmde ciddi bir beklentinin oluştuğunu  kaydetti.

İstanbul’a yurt dışından 40, yurt içinden 6 milyon turist geldiğini  belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Şimdi bu dönemde hedef inşallah 50’nin üzerine çıkmak. Türkiye bu  konuda patlamaya hazır bir ülke konumunda. Tarımda tarım endüstrisinde, ileri  teknolojide ve savunma sanayisinde farklı gelişmeler var. Bu konuda uluslararası  planda dayanışma halinde olduğumuz ülkeler var. Savunma sanayisinin ihracatı  ciddi manada artıyor. Bunlarda ciddi gelişmeler oluyor. Bunlar yerel yönetimlerle  olmaktan çok bizim genelde atmamız gereken adımlar. Burada tabii yereldeki  arkadaşlarımıza topu atabilirsek, onları dinleme imkanımız olur.”

“Zeytinburnu’ndaki otopark sorununa karşın çözüm önerileri neler  olacak? sorusu üzerine AK Parti Zeytinburnu Belediye Başkan Adayı Ömer Arısoy, şu  değerlendirmelere bulundu:

“İstanbul Büyükşehir Belediyesiyle beraber önümüzdeki dönemde 9 bin  760 araçlık otoparkı hizmete alacağız. İlçenin 24 farklı noktasında. Ayrıca  Zeytinburnu’nda haftanın 6 günü pazar var. Bunları sabit semt pazarı haline  getirmeyi planlıyoruz. Geniş ölçekli kentsel dönüşüm planlarıyla. Bakanlıkla  konuştuk. Önümüzdeki 10 yılda ilçenin kentsel dönüşümünü tamamlayacağız.”

Arısoy’dan sonra konuşmasını sürdüren Erdoğan, “Bakın Çevre ve  Şehircilik Bakanlığımızla mutabık kaldık. Burası önemli. Merkezi yönetimle de  burada payda bir adım atıldığı zaman netice çok çok farklı olur. Ama bu olmadı  mı… Bize çoğu zaman maalesef muhalif olan belediyeler, merkezi yönetime hep  takoz olmaya çalışmışlardır. Sen merkezi yönetimsin, ona takoz olunur mu? Biz  onları sonra nasıl aştık? Mesela Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onlar üzerinde  yetkileri olduğu için bu yetkilerle aştık. Burada böyle bir sıkıntı inşallah  olmayacak. Zeytinburnu bu sıkıntılarını süratle inşallah aşacak. Geçmişte aynı  durum Esenler‘de… Çünkü Esenler alan olarak büyük bir ilçemiz değil.  Dolayısıyla da orada bu sıkıntıyı gidermek için kentsel dönüşümde Esenler’de  bizim Türk Silahlı Kuvvetlerimizin devasa bir alanı vardı. Oturduk konuştuk. Onu  belediyemize tahsis etme suretiyle orada gerçekten çok çok güzel dev bir proje  hayata geçti. Bunu kendisinden dinlersek çok daha güzel netice almış oluruz diye  düşünüyorum.” diye konuştu.

 Esenler ve Avcılar

Bunun üzerine söz alan AK Parti Esenler Belediye Başkan Adayı Tevfik  Göksu, “Gerçekten o arazide çalışmalarımız Millet Bahçelerimizle başladı. İlk  Millet Bahçemizi açtık. Geçtiğimiz hafta da konutların temelini attık.  Bakanlığımızla beraber koordine ediyoruz. Şimdi Türkiye’nin en büyük Millet  Bahçesi’nden birinin temelini atıyoruz.” dedi.

Göksu, ilçedeki kentsel dönüşüm projeleri hakkında bilgiler vererek,  Esenler’in bu projelerle rahat bir nefes alacağını kaydetti.

Avcılar’ın deprem riski konusu ve buna yönelik çalışmalar hakkında ise  AK Parti Avcılar Belediye Başkan Adayı İbrahim Ulusoy değerlendirmelerde bulundu.

Ulusoy, Avcılar’da deprem sonrası 20 yıllık belediyecilik anlayışıyla  tahribatın daha da arttığını aktararak, belediyenin 20 yıl boyunca deprem  konusunda hiçbir çalışma yapmadığını dile getirdi.

İlçedeki bütün konutların fizibilitesinin hazırlanacağını ve  röntgenlerinin çekileceğini aktaran Ulusoy, “Sonrasında dönüşüm olacaksa bu  adasal bazda ve yatay mimaride olsun istedik. Dikey mimari değil. Avcılar’a uygun  mahalle kültürünü yaşatalım diye düşünüyoruz.” diye konuştu.

Ulusoy, Avcılar’ın diğer mahalleleri için hazırladıkları projeleri  anlatarak, turizmin önemli bir proje başlığı olacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kentsel dönüşümün yanı sıra tapu sorununun  ortaya çıktığını belirterek, şunları kaydetti:

“Bakıyorsun CHP’li belediyeler ‘Tapunuzu vereceğiz.’ diyor. Halbuki  belediyenin tapu verme yetkisi yok. Tapuyu, Tapu Kadastro verir. Orası kime  bağlı? Çevre ve Şehircilik Bakanlığına. Burayla bir uyum olmadıktan sonra sen  tapuyu nasıl veriyorsun? Her şey yalan üzerine bina edilmiş. Bizim bir defa  kentsel dönüşüm ve değişimle alakalı elimizde gücümüz var. Nedir? Çevre ve  Şehircilik Bakanlığı. Tapu Kadastro. Her şey orada. Oradan esinlenerek,  seçimlerden çok önce birçok çalışmalarda nerelerde böyle bir adım atacağız  bakanlık da ön hazırlıklarını yaptı. Belediyelerimizde de burada bir koordinasyon  halinde yürütüyoruz. Bu kentsel dönüşüm ve değişimde bir an önce vatandaş  tapusunu elinde bulmalı, görmeli. Bunun adımlarını da atıyoruz. Bu akşam  Sarıyer’de yaptığımız konuşmada bunu söyledim. ‘Süratle buradaki kentsel dönüşüm  değişimle birlikte inşallah tapular sizlere verilecek.’ dedik. Çevre ve  Şehircilik Bakanımıza da gerekli talimatları verdik.”

Adalar ve Küçükçekmece

Adalar meselesinin de gündemde olduğunu dile getiren Erdoğan,  Adalar’da merkezi yönetimle koordinesi olan bir belediyeciliğin olmasının  gerekliliğine işaret etti.

Erdoğan, Yassıada‘yı yaslı ada olmaktan çıkarıp demokrasi ve  özgürlükler adası haline getirdiklerini anlatarak, 3-5 ay içerisinde adanın  açılışının yapılacağını söyledi.

Faytonlar meselesinin de çokça gündeme geldiğini dile getiren Erdoğan,  sözü AK Parti Adalar Belediye Başkan Adayı Özlem Öztekin Vural’a verdi.

Vural ise konuşmasında Adalar’daki projelerini anlatarak, faytonlarla  alakalı İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ulaşımla alakalı birimleriyle  görüştükleri bilgisini verdi. Mesken alan içerisinde elektrikli faytonlarla  ulaşım hizmeti verileceğini belirten Vural, sahille alakalı da çalışmaları  olduğunu kaydetti.

AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkan Adayı Temel Karadeniz ise  ilçedeki otopark sorununun çözüme ilişkin gelen soru üzerine şunları söyledi:

“Bu dönem içerisinde Cennet, Fevzi Çakmak, Sultan Murat, Tevfikbey ve  Halkalı mahallerinde toplam 7 noktada 5 bin 600 araç kapasiteli otopark üretmiş  olduk. Yeni dönemimizde de 6 bin 500 araç kapasiteli otopark planlıyoruz. Ayrıca  büyükşehirimizin 11 bin araç kapasiteli bir projesi olacak. Bunu inşallah ilçe ve  büyükşehir uyumunu bozmadan ilçeye taşıyacağız. Ayrıca ada bazındaki dönüşümleri  özendirerek ve bu noktada şu anda bazı sözleşmeleri yapılmış olan kentsel dönüşüm  hareketliliğini hızlandırarak otopark sorununu çözmek istiyoruz.”

AK Parti Büyükçekmece Belediye Başkan Adayı Mevlüt Uysal, özelikle  yerli turistlerin hafta sonu akın ettiği ilçenin, bir turizm merkezine  dönüştürülmesine yönelik bir projenin olup olmadığına ilişkin soru üzerine,  Büyükçekmece’nin gölü, koyu ve sahiliyle İstanbul’un güzel bir ilçesi olduğunu  söyledi.

Büyükçekmece’den 3. Havalimanı’na, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne  ulaşmanın çok kolay olduğunu, ayrıca TÜYAP’ın da bu ilçede bulunduğunu hatırlatan  Uysal, “Bir taraftan baktığımız zaman göl, diğer taraftan baktığımız zaman  deniz… Yamaçlara kurulmuş evler, İstanbul’un en güzel ilçesi. Fakat maalesef şu  anda hem Büyükçekmece Gölü’nün etrafında yeşil olması gereken alanlar, gerekse  sahiller çok perişan.” diye konuştu.

Ayrıca Büyükçekmece Gölü ile deniz arasında bir gölün daha bulunduğunu  belirten Uysal, orasının da bir kültür merkezi olarak işlenirse, Büyükçekmece’nin  İstanbul’un en önemli turizm merkezine dönüştürülebileceğini vurguladı.

İstanbul’da yatay mimarinin en güzel örneğinin Büyükçekmece’de  olabileceğini dile getiren Uysal, “İstanbul’un belki Adalar gibi belki Sarıyer,  Beykoz, Boğaz kenarı gibi en güzel turizm merkezi haline dönüşebilir.” dedi.

“Mağdur edenlere karşı seyirci kalmayacağız”

AK Parti Esenyurt Belediye Başkan Adayı Azmi Ekinci de 891 bin nüfusa  sahip ilçede 3 bin civarında fabrikanın yer aldığını ve bu fabrikaların nitelikli  eleman konusunda sıkıntı yaşadığını söyledi.

İlçeye her yıl 50-60 bin civarında göç geldiğini, bu göç içinde  vasıfsız işçi sayısının çok fazla olduğunu belirten Ekinci, “Dolayısıyla  Esenyurt’ta meslek edinme kursları, çıraklık okulları, stajyerlik yerleri gibi  ihtiyaçlar var. Biz de buna yönelik güzel projelerimizi kurumsal hale  dönüştüreceğiz. Böylece iş verenin doğru insan kaynağına ulaşması, işe ihtiyacı  olanın da rahatlıkla işe ulaşması sağlanacaktır.” ifadelerini kullandı.

Ekinci, ev hanımlarının da meslek edinmelerine yönelik kursların  açılacağını, onların el işi ürünlerini satabilecekleri tarihi mimari özellikler  taşıyan çarşılar inşa edeceklerini aktardı.

Konut mağdurlarına ilişkin soruna da değinen Ekinci, “Bu konuyu Sayın  Binali Bey ile de istişare ettik. Bundan sonraki süreçte, mağdur edenlere karşı  seyirci kalmayacağız. Mağdurun yanında olmak durumundayız. Bundan sonraki  süreçte, mahkemeye düşmüş olan hususların daha hızlı karara bağlanması noktasında  gerekli belge ve bilginin temini için destek olacağız.” diye konuştu.

AK Parti Eyüpsultan Belediye Başkan Adayı Deniz Köken ise inanç  turizmi kapsamında gelen insanların 15-20 dakika içinde ilçeyi terk ettiğini  söyledi.

İlçeyi ziyarete gelen vatandaşların hem otopark sorunu hem de farklı  bir etkinlik olmadığı için ilçede oyalanamadığını aktaran Köken, “Feshane’yi,  Pierre Loti’yi hem de Rami Kışlası’ndaki milli kütüphaneyi hayata geçirdiğimizde,  dört aksı birleştirdiğimizde, insanların belki bir gece de kalmasını  sağladığımızda, Eyüpsultan civarındaki esnafımızın bundan yararlanacağına  inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Alibeyköy bölgesinin çok ciddi tapu, otopark ve trafik sorununun  bulunduğunu aktaran Köken, “Eyüpsultan’dan ilk defa tramvay ve metro geçecek.  Önümüzdeki 6-7 ay içinde hayata geçtiğinde, ilçeye gelişlerde metro ve tramvay  tercihi daha çok yapılacağından otopark sayısı azalmış olacak.” dedi.

“Rami Kışlası cazibe merkezi oluşturacak”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eyüpsultan’da Rami Kışlası Projesinin devam  ettiğini hatırlatarak, şunları söyledi:

“Rami Kışlası’nın bitişi, özellikle gençliğin oraya kaymasını  sağlayacak, 6 milyon cilt eserin burada olması sağlanacak. İstanbul’un ve  Türkiye’nin en büyük kütüphanesi olacak. Bunun içinde mücellit, müzehhip ve  hattatlara yönelik yerler de olacağı için Rami Kışlası cazibe merkezi, çekim  alanı oluşturacak. Feshane de elden geçmesi suretiyle onun da oradaki işlevi  farklı olacak. Özellikle Haliç Köprüsü’nün altındaki park olayı benim aklıma  Londra’yı getirdi. Londra merkeze malum girilemez. Belli bir yerde onların park  etme olayı var ya da yüksek para verip o şekilde merkeze girebiliyorsun. Benzer  bir uygulamanın burada yapılması da Eyüpsultan’ın hassasiyeti noktasında çok  ciddi adımların atılmasına vesile olabilir.”

Pierre Loti’nin yapımının, kendisinin belediye başkanlığı döneminde  olduğunu hatırlatan Erdoğan, “Oranın elden geçirilmesi Pierre Loti’nin önemini  arttıracaktır. Dünyada zaten Pierre Loti biliniyor, tanınıyor. Bu çok önemli ama  tabii bilinmesi, tanınması önemli değil başkan adayımızın da ifade ettiği gibi  oralarda otellerin belli yerlerde olması, hele de yatay mimariyle olması orada  çok daha farklı bir cazibeyi meydana getirecektir.” diye konuştu.

Fatih’e 10 bin araçlık otopark

AK Parti Fatih Belediye Başkan Adayı Fatih Ergün de her ilçede olduğu  gibi metropol bir ilçe olduğu için Fatih’in de büyük bir otopark sorunu  bulunduğunu, ilçeye 10 bin araçlık otopark yapacaklarını söyledi.

Fatih’te otopark sorununu hayatı etkileyen bir unsur olmaktan  çıkaracaklarını dile getiren Ergün, “Fatih’i aşağı çeken birkaç bölgemiz var.  Tarihi surların iç tarafında, Yedikule’den Topkapı’ya kadar gelen bir alanımız  var. Bu alan yapı yasaklı alan olmasına rağmen, 1950’li yıllardan itibaren tabiri  caizse çöküntü alanı diyebileceğimiz unsurlar oluyor. İnşallah yeni vizyon  çerçevesinde Yedikule Zindanları’ndan başlayarak, Topkapı’ya kadar 4,5  kilometrelik hattın kesintisiz olarak Millet Bahçesi olması… En düşük yeri 20  metre, genişleyen yer 200 metreye varan alanlar var. Burayı inşallah bisiklet  yolu, yürüyüş yoluna dönüştüreceğiz. İnanıyoruz ki turizm için de yeni bir  destinasyon olacak.” ifadelerini kullanıldı.

Süleymaniye’nin, tarihin önemli mekanı olmasına rağmen son dönemde  kafeleriyle anıldığını belirten Ergün, “Süleymaniye Medreseleri şu anda İbn  Haldun Üniversitesi tarafından yüksek lisans ve doktora öğrencilerine açıldı. Bu  vizyon çerçevesinde FETÖ’den alınan Çemberlitaş Kültür Merkezi, Gençlik ve Spor  Bakanlığı tarafından örnek olacak bir projeye dönüştürüldü.” dedi.

“Tarihi ve ahşap konutlar yenilenecek”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süleymaniye’nin çevresinde Katarlılarla  birlikte KİPTAŞ’ın attığı bir adım olduğunu hatırlatarak, “Tarihi ve ahşap  konutların hepsi yenilenecek, aslına uygun olarak. Onlar bittiği zaman  Süleymaniye’nin çevresi, Esnaf Hastanesi, üniversiteye kadar olan o bölge çok  farklı bir konum arz edecek.” şeklinde konuştu.

Yeni Zelanda’da camilere yapılan terör saldırısı hatırlatılarak  yöneltilen “Herkes merak ediyor, Ayasofya’da inşallah Cumhurbaşkanımız cemaatle  ne zaman namaz kılacak?” sorusu üzerine, Erdoğan, şunları söyledi:

“Tabii soruyu oradan sorarsanız farklı cevap var. Şimdi önce tabii  Ayasofya müze midir, cami midir? Önce bunu çözmemiz lazım. Bakın müze statüsünü  Ayasofya yeni kazanmıştır. Çok eski değil. Önce bir defa Ayasofya’yı o asli  künyesine sokmamız lazım. Nedir? Camidir. Bunu bir defa bir halletmemiz lazım.  Bir diğeri diyorlar ki işte ‘Sultanahmet’e ücretsiz giriliyor ama Ayasofya’ya  müze statüsünde olduğu için ücretli giriliyor.’ Biz dedik ki bu halledilir. Onun  için Ayasofya’ya da ücretsiz girmeyi sağlamamız, içeride ciddi bazı mimari  müdahalelerin yapılması lazım. Bu mimari müdahaleden kastım yani bu girişlerin  daha rahat olabilmesi için zemin yoklamalarının falan yapılması ve zemin  yoklamalarıyla birlikte de oradaki manevi havayı aslına rücu ettirecek bir adımın  atılması lazım. Bunun için seçimden sonra dedik biz bunu oturup çalışalım ve  ondan sonra da yasal anlamdaki adımları bir defa atalım ve bu adımları atmak  suretiyle de burayı artık Ayasofya Müzesi değil Ayasofya Camii olarak bir defa  devreye sokalım. İbadete açılma safhasıyla ilgili olarak da yol haritamızı,  planlamamızı ona göre daha sonra yapalım dedik ve inşallah bu süreci de bu  şekilde yürüteceğiz

  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz